Tüm Yönleriyle Öğretmen Strateji Belgesi

29 Ekim 2017 22:29 | 483 kez okundu

Tüm Yönleriyle Öğretmen Strateji Belgesi

Öğretmen yetiştirme ve geliştirme sürecinde bir yol haritası niteliğinde olan ve 2017-2023 yılları arasında gerçekleştirilecek eylemleri kapsayan bu belgenin içeriği temelde üç ana başlıktan oluşmaktadır:

1.Amaç: Lisans Eğitimi sürecinde iyileştirmeler yaparak yüksek nitelikli, iyi yetişmiş ve mesleğe uygun bireylerin öğretmen olarak istihdamını sağlamak.

Bu kapsamda en geç 2019 yılının sonuna kadar MEB, YÖK ve ÖSYM koordineli olarak çalışarak birlikte yapacakları, başta eğitim fakülteleri olmak üzere öğretmen yetiştiren fakültelerde bir dizi yenilik ve iyileştirmeler öngörülmüştür. En önemlisi öğretmen ihtiyacı sayıları da her yıl bakanlık tarafından açıklanacak ve bu ihtiyaçlara göre fakülteler kontenjanlarını oluşturacak, adaylar ise bu ihtiyaçlara göre tercihlerini yapacaklardır.

Doğrusu lisans eğitimi düzeyinde yapılması düşünülen bu çalışmalar bana göre çok geç kalınmış uygulamalardır. Zira bakanlığın atadığı öğretmen sayısının dört katı kadarının atanmayı beklediğini, her ilde bir üniversite olup, plansız açılan kontenjanlar neticesinde çok sayıda öğrencinin öğretmen olma umuduyla fakülte okuyup sonrasında hayal kırıklığı yaşadığını ve bir çok genç insanın bu durumdan mağdur olduğunu dikkate aldığımızda bu planla yapılması düşünülen uygulamaların elzem olduğunu  söylemek zorundayız.

Çok daha önemlisi öğretmenlik mesleği yalnızca üniversilerden teorik düzeyde tek taraflı öğrenilen bir meslek değildir ve olamaz. Nitekim akademisyenlerin ülkemizin eğitim gerçeğinden çok uzak ve de teorik fantezilerle uğraşıp ülkemize beklenen eğitim hizmetini verme konusunda yetersiz oldukları bilinmektedir. Bu nedenle akademisyenler tenezzül buyurup bulunduğu ilin en iyi okullarına değil en kötü okullarına teşrif etmeli eğitim gerçeğini ve öğretmenlik gerçeğini görmeli ve derslerini de buna göre anlatmalıdır. Zira yeni atanan öğretmenlerin çoğunluğu yetersiz kalmakta, bocalamakta ve ülkenin eğitim gerçeğine uyum sağlamakta zorlanmaktadır. Bu manada tecrübeli öğretmenler de gerekirse fakültelere gidip akademisyenlere ve öğrencilere ders vermeli, onları ülkenin eğitim gerçeği konusunda bilgilendirmelidir. Çünkü öğretmenlik mesleğinin ülke gerçeklerine uygun olarak gelişmesi ancak bu şekilde karşılıklı bilgi ve tecrübe paylaşımı ile mümkün olacaktır.

Bu bölüme ilişkin tüm sendikalar tarafından da eleştirilen ve kamuoyunu ciddi manada rahatsız eden, öğretmen atamalarında mülakatın olması daha işin başında insanların midesini bulandırmaktadır ki gerçekten gereksiz bir uygulamadır.

 

  1. Amaç: Öğretmenlerin kişisel ve mesleki gelişimini sürekli kılmak.

Bu başlık altında 2018 yılının sonuna kadar periyodik olarak yapılacak bir performans değerlendirme sistemini hayata geçirmek amaçlanmıştır. Bu performans değerlendirme yöntemi, öz değerlendirmenin yanı sıra okul müdürü, meslektaş, öğrenci ve velinin de değerlendirmeye katıldığı bir performans değerlendirme sistemidir. Bir başka ifadeyle öğrencinin ve velinin öğretmene not vermesi şeklindeki en çok tartışılan değerlendirmedir.

İkinci yöntem ise tüm öğretmenleri her dört yılda bir sınava tabi tutmaktır. Söz konusu performans değerlendirme ve sınav sonuçlarının ise uzman öğretmenlik ve baş öğretmemelikte, yöneticilik görevlerine yükselmede, yurtdışında görevlendirmede, ödüllendirmede, hizmet puanının hesaplanmasında ve mesleki gelişim ihtiyaçlarının karşılanmasına yönelik gerekli tedbirlerin alınmasında kullanılması düşünülmektedir.

Bilindiği üzere eğitim camiasının yoğun tepkisine neden olan stratejik planlamalar bu başlık altında yapılması düşünülen çoklu performans değerlendirme sistemi ve her dört yılda bir yapılacak olan yazılı sınavdır.

Bana göre de haklı bir tepki olmuştur. Zira çoklu değerlendirme diye öğretmenlerin öğrenci ve veliler tarafından değerlendirilmesini düşünmek bile öğretmenlik mesleğini rencide eden bir bakış açısıdır. Nitekim daha önce müdürlerin değerlendirmesi konusunda bu uygulama yapılmış ve yanlış olduğu anlaşıldığı için bakanlığın bizatihi kendisi tarafından kaldırılmıştır. Şimdi aynı hataya tekrar düşmek bana göre zaman kaybı olacaktır. Zira toplumda, eğitim camiasında, sendikalarda ve nihayet vicdanlarda karşılığı olmadığı için havada kalmaya mahkûm olan bir planlamadır. Bu durum tıpkı müdürlerde olduğu gibi bir çeşit hesap görme duygusuyla deyim yerindeyse “Aslanı kediye boğdurmak” tır ki eğitim camiasının ve sendikaların sert tepkisi bu manada yerindedir.

Yazılı sınava gelince, temel gerekçesi lisans döneminde öğrenilen bilgilerin güncellenmesi olsa da bu durum tepeden tırnağa herkes için geçerli olduğu halde neden yalnızca öğretmenlerin dört yılda bir bilgilerini güncellemek için zorla sınava alındığı sorusu haklı ve anlamlı bir sorudur. Doğru olan herkesi zorla sınava sokmak yerine hem kariyer basamaklarını hem de yönetici atamalarını yazılı sınavla isteğe bağlı olarak yapmaktır. Zira sınav psikolojisini en iyi öğretmenler bilir!

 

  1. Amaç: Öğretmenlik mesleğine yönelik algıyı iyileştirmek ve mesleğin statüsünü güçlendirmek

             Bu amaca yönelik mesleğin statüsünü güçlendirmek kapsamında öğretmene yönelik şiddeti önlemek için hukuki ve idari düzenlemelerin yapılması, mevzuatın güncellenmesi ve okul yönetimlerinin yetki ve sorumluluklarının arttırılması planlanmıştır. Dezavantajlı kurumlarda görev yapan öğretmenlere ilave özendirici hakların verilmesi planlanmıştır. Ayrıca bu kapsamda rotasyon sisteminin işlevsel ve aktif hâle getirilmesi de planda yer almıştır. Kariyer ve ödüllendirme sistemini geliştirmek için de yukarıda sözü edildiği gibi kariyer basamakları sistemini yeniden hayata geçirmek planda yer almış ve yapılacak yazılı sınav sonucu, çoklu performans sonucu ve öğretmen akademisinde alınan eğitimlerin sonucuna göre uzman öğretmen ya da başöğretmen olmak planlanmıştır.

           

Öğretmenin itibarının yeniden iade edilmesi gerektiğinin bu planla anlaşılmış olması bile bir aşamadır. Ancak öğretmenlik mesleğini velilerin şamar oğlanı haline dönüştüren MEBİM 147’ye ve isimsiz BİMER şikâyetlerine bu planda değinilmediği için geri kalan her şey laftan öte bir anlam ifade etmeyecektir. Kaldı ki yine aynı yanlış anlayışı çoklu performansla yani öğrencinin ve velinin öğretmene not vermesi ile pekiştiren sistemin öğretmene itibar kazandırmak şöyle dursun daha da düşüreceğini şimdiden söylemek kehanet olmayacaktır.  

Öğretmenlerin fiziki koşullarını iyileştirme düşüncesi kulağa hoş gelmekte ancak, bakanlığın her konuda olduğu gibi bu konuda da bir kuruş para göndermeden okul müdürüne talimat göndermesi şeklinde olacaksa başlamadan bitmiş demektir. 

Okulların sınıflandırılarak dezavantajlı okullarda görev yapan öğretmenlerin teşvik edilmesi Eğitim Bir Sen’in önerisidir ki yerindedir. Yılan hikâyesine dönüşmüş olan Kariyer basamakları sistemine işlerlik kazandırılmak istenmesi doğru ve geç kalınmış bir uygulamadır. Ancak bunu tertemiz bir yazılı sınavla bitirmek yerine çoklu performans gibi ne olduğu belli olmayan ve tartışmalı olan bir uygulamanın sonuçlarıyla yapmaya kalkışmak bu konuyu farklı bir tartışmaya açacaktır. 

Sonuç ve öneri: Çalışanla çalışmayanı birbirinden ayırarak herkese hak ettiğini vermek ve eğitim çalışanlarının performansını artırmak gibi son derece masum gerekçelere dayanan performans sistemi, aslında bakanlığın uzun süredir bir arayış içinde olduğu ve üzerinde deneme yanılma yaptığı bir konudur. Çürümenin başladığı eğitim sisteminde bir performans değerlendirme sisteminin olması bilimin ve aklıselimin gereğidir. 

Ancak bu sistem asla dayatmayı, zorlamayı, hesaplaşmayı, aslanı kediye boğdurmayı, rencide eden yaklaşımları ve diğer devlet memurlarından farklı olarak dört yılda bir yazılı sınavı içermemelidir. Tam aksine devletin ve kurumun bekasını öncelikli tutan, ama insanı kırmadan dökmeden teşvik ederek performansını ölçen ve herkese sadece hak ettiğini veren adaletli bir sistem olmalıdır vesselam.

 

                                                                                                            Cafer GÜZEL

                                                                                             Eğitimci Yazarlar Derneği