ÖĞRETMENİM OYUN OYNAYALIM MI? Eğitimci Yazar Hasan Şayık

28 Aralık 2017 19:38 | 1023 kez okundu

ÖĞRETMENİM OYUN OYNAYALIM MI? Eğitimci Yazar Hasan Şayık

                      

      1960’lı yıllar! Elazığ akıl hastanesinden personelin bir ihmali sonucu (kaba tabirle) bütün deliler kaçar, Elazığ’ın cadde ve sokaklarına dağılırlar. Toplam 423 deli kaçmıştır. Mülki makamlar panikler, Başhekime koşup; “Doktor bey ne yapalım” diye sorarlar. O zamanın ünlü doktoru Mutemet Bey hastanenin başhekimidir. Mutemet Bey; “Bana bir düdük verin ve arkama yapışarak gelin” der. Doktor önde birkaç personeli arkasında trencilik oynayarak bütün Elazığ’ı “çuf çuf” nidalarıyla dolaşırlar. Başhekimin tahmini tutmuştur, bütün deliler bu kuyruğa girer vagon olurlar. Lokomotif, yani başhekim Mutemet Bey yönünü hastaneye çevirince tüm kaçan deliler hastaneye geri dönmüş olurlar. Sorun çözüldüğü için hem mülki makamlar ve doktorlar, hem de trencilik oynayıp hastaneye döndükleri için de deliler hallerinden çok memnundur. Olayın en enteresan yanı akşam sayımında ortaya çıkar çünkü hastaneye trencilik oynayarak gelenlerin sayısı 612  kişidir.

      Hikayenin gerçek olup olmadığını bilmiyorum. Ama hikayedeki hastaları fazlasıyla hastaneye döndürebilen oyunun gücü bu olsa gerek.Eğitim sürecinde oyunu kullanabilen bir öğretmen hikayedeki Mutemet Bey'in hastalarında bıraktığı etkiyi öğrencilerinde bırakabilir.Oyun öğrencinin motivasyonunu üst düzeye çıkarıp konunun eğlenerek öğrenilmesini sağlar. Çocuklar oyun aracılığıyla kendilerini ve dünyayı keşfederler. Oyun, çocuğun pek çok yaşamsal deneyimleri kazanılabildiği etkin bir öğrenme ortamıdır. Oyun aracılığıyla çocuk dünyayı anlamlandırır, aynı zamanda kendi dünyasını kurgular.Pedagojik olarak öğrenmenin olduğu her alanda oyunu uygulamak gerekir.Mevlana oyun için görünüşte akla uymaz ama çocuk oyun ile akıllanır demektedir.Albert Einstein’ın başarı formülünde de oyunlaştırmayı görmemiz mümkün. Einstein bizlere başarının formülünü şöyle özetliyor: “A=X+Y+Z”. Bu formülde A başarıyı temsil ederken, X ise başarıyı elde etmek için çalışmayı, Y ise çalıştığı konuyu oyun gibi görmeyi ve Z ise konuşmak yerine üretmeyi temsil ediyor. Diğer bir değişle,      “BAŞARI = Çalışmak + Oyunlaştırma + Üretmek” denilebilir.  Bavelier; oyunla öğrenmeyi, “Çikolatalı brokoli” ile anlatıyor: “Çikolata lezzetinde ama aynı zamanda brokolinin vitaminlerini içeren ve istenilen etkiyi yaratan bir şey olması gerektiğini vurguluyor. Brokoli kadar besleyici ama çikolata gibi leziz.” Bu sayede oyunun ardına gizlenmiş öğrenme gerçekleştirilebiliyor.Ve en kalıcı öğrenme de bu şekilde gerçekleşmektedir.

        Okullarımızda öğrencileri öğrenmeye motive etmede sıkıntı yaşıyoruz.Motivasyonu da öğrenmeyi de oyun ile sağlayan öğretmenler meslektaşları arasında hemen fark yaratmaktadır.Ve oyun ile sağlanan öğrenme kalıcı olacaktır.Bu konuda öğretmenlerimiz kendisini yenilemeli ve günün değişen şartlarına göre yetiştirmelidir.Modern eğitim yaklaşımları sürekli güncellenmekte,eğitimde inovasyon ve değişim hızlı bir ivme kazanmaktadır.Bir eğitim araştırmacısı iyi öğretmenliğin dörtte biri hazırlık,dörtte üçü tiyatrodur derken nitelikli öğretmenliğin vasıflarından biri de eğitimde oyunu kullanması olduğunu ifade etmektedir.

                                                                                                                                                      Hasan ŞAYIK

                                                                                                                Eğitim Yöneticisi